Oğlakçık Masalı

Bir zamanlar yavru bir oğlak varmış. Hep büyümek sürünün diğer kalanında ki keçiler gibi kocaman ve büyük olmak istermiş. Bir gün otlanmaya çıkmışlar. Ama oğlakçık zamanın nasıl geçtiğine dikkat etmemiş ve otlanırken sürü uzaklara gitmiş. Oğlakçık tamamen yanlız kalmış. Güneş de batmaya başlamış. Rüzgarlar esiyor ağaçlar ssallanıyormuş. Oğlakçık korkmaya başlamış. Sürüsünü aramaya çalışmış. Ama o sıra ne görmüş. Kocaman mı...

Suda Yansımasını Gören Köpek

Bir gün köpek karabaş yolda yürürken, bir kasabın çırağı ona bir kemik atar. Karabaş hemen koşar ve kemiği kapar. Mutlu mutlu kemiğini kemirecek bir yer arar. En sonunda bir gölün kenarına gider. Karabaş çimlere oturur ve kemiği kemirmeye başlar, o sırada gölette bir köpek görür ağzında kocaman bir kemik vardır. Karabaş onu başka bir köpek sanar ancak o göldeki yansımasıdır...

El, Elin Eşeğini Türkü Söyleyerek Arar

Eşeği kaybolan kumandan, çok sinirlenmiş: -Çabuk benim hayvanımı bulun, yoksa olacaklara karışmam! Diye bağırmaya başlamış. Herkesi bir telaş , bir korkudur almış. Eşeği aramak için dört bir tarafa dağılmışlar, yolda Hoca’ya rastlamışlar: -Aman Hocam, bize yardım et. Bir eşek arıyoruz. -Eşek kimin? -Kumandanın. Demişler. Hoca da: “Peki ararım” demiş ve türkü söyleye söyleye yolunu sürdürmüş. Karşısına çıkan bir köylü : -Hocam,...

50 Dolarlık Porsche

 Bir gün bir adam gazete okurken gazetede bir ilan görmüş ve gözlerine inanamamış “Yok artık.Sadece 50 dolar mı ? ” demiş, ve satılık ilanındaki adrese gitmiş.     Evin kapısını çalmış, kapıyı bir kadın açmış, adam gazetedeki ilanı göstererek     – “Arabanızı görebilir miyim acaba ?” demiş.     Kadın “Tabii ki” deyip adamı arabaya götürmüş. Adam bir bakmış resmen gıcır gıcır muhteşem bir Porsche.(spor...

Kurbağa İle Aslan

Bir gün, Aslan sazlıkta dolaşırken bir ses duymuş. İrkilmiş ve kafasını çevirmiş. — Nedir acaba? demiş. Sesine baksana, ne gürültülü! Ayı mıdır acaba.Neyse hemen, sineyim, bekleyeyim, Canımı kurtarırım hiç olmazsa. Beklemiş. Bir de ne görsün? Bir kurbağa! – Vay oğlum vay! demiş. Boyuna bakmazsın, posuna bakmazsın dünya kadar gürültü edersin. Duyan da seni bir şey sanıp korkar, ürker.al sana! Pençesiyle...

Işığı gören dışarı çıkıyor

Nasrettin Hoca’nın karısı hamile imiş. Bir gece ansızın ağrısı tutmuş. Hoca hemen ebeye koşmuş. Ebe hemen gelmiş.Hoca’nın karısı biraz sonra nur topu gibi bir oğlan doğurmuş. Hoca’yı çağırıp kucağına vermişler. Hoca çok memnun olmuş. Bu sırada kadının ağrıları yeniden tutmaya başlamış. Ebe: – İkiz galiba, demiş. Derhal havlu sıcak su temin etmişler, Hoca’ya da bir mum vermişler. Az sonra bir...

Rüzgar İle Güneş

Güneş ve rüzgar kimin daha güçlü olduğuna dair tartışma içindelermiş. Rüzgar-Ben daha güçlüyüm.Şimdi sana bunu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim Demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgar kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sıkıya sarılıyormuş.Sonunda rüzgar pes edip durmuş. Güneş bulutların arkasından çıkıp...

Köpeğe Su Veren Kadın

Zamanında kötü yola düşmüş bir kadın varmış.Ama çok da iyi bir kadınımış aslında.Bir gün bir çölde seyahat ederken susamış.Ve su kuyusu aramaya başlamış etrafta. Su kuyusu bulmuş bulmasına ama kovası olmayan bir kuyuymuş bu. O yüzden kuyuya inmek zorunda kalmış. Suyunu içmiş ve geri yukarı çıkmış ama bir de ne görsün suzuluktan dili dışarıda olan bir köpek.Belli ki köpek çok...

Allahın Sopası

Hz. Mevlana, çok ibretlik, ders veren bir hırsızın başına gelenleri şöyle anlatır : Vaktiyle hırsızın biri, bir bahçeye girer. Bahçede bulduğu en güzel bir meyve ağacının başına çıkar, ancak meyvelerin iyi ve olmuşlarına uzanamaz. Dalları silkerek meyveleri yere dökmeye başlar. Dalların hışırtısından ev halkı durumu görür, koşarak ağacın yanına gelir. Adama bağırır: – Hey, ne yapıyorsun? Kimsin? Bütün meyvelerim yere...

Sığırtmaç Mustafa

Sığırtmaç Mustafa Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalova’lı Sığırtmaç Mustafa Mustafa Kemal Atatürk’le karşılaşmasını bir gazeteciye şöyle anlatmıştır: “O zaman daha sekiz yaşında idim. 1929 yılının yaz ayları içinde (16 Eylül) bir gündü… Sığırları otlata otlata çiftliğe geliyordum. Derken, uzakta yirmi kadar atlı belirdi… En öndeki atlı bana doğru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliğe nereden gidildiğini soruyordu....